|
||||||||||||
|
|
||||||||||||
| Batı Trakya Türkleri Aile Birliği Bavyera Derneğinin yapmış olduğu çalışmalar kendilerine ayrılan bu ,internet sayfasında, dernekleri tarafından ziyaretcilere ulaştırılmaktadır. | ||||||||||||
| Ocak 1998 Almanya / Münih BTS Haber Ajansı Sevgili okuyucular, Bavyera Eyaleti Batı Trakya Türkleri Aile Birliği derneği 22 Mart 1981 yılında kurulmuştur. Kuruluş amacı; Batı Trakya içinde ve dışında yaşayan Müslüman Türk Azınlık Mensuplarının maddi ve manevi sorunlarını tespit etmek ve bu sorunların çözümlerine yardımcı olmaktır. Aralarındaki dayanışmanın güçlenmesini saglamak, milli ve dini kültürlerini yaşatıp, geliştirmek ve bu değerleri Alman Kamuoyuna tanıtmak üzere çalışmalar yapmaktır. Dernek başkanı Özkan HÜSEYIN'in ifadelerine dayanarak, bazı kardeşleri tarafından bir çok eagellemelere rağmen 17 senedir, korkmadan, yılmadan ve yorulmadan amaçları dogrultusunda, hiç bir taviz vermeden faaliyetlerini sürdürmektedir. 1997 yılı içinde gerçekleştirmiş olduğu bazı faaliyetlerini bilgilerinize sunmayı uygun bulduk. 29 Ocak 1990 yılında Batı Trakya'da (Gümülcüne) Yunanlılar tarafından Türklerin mallarının talan edilmesini kınayan bir bildiri hazırladı. Yerel Türk Basını dahil, uygun yerlere dagıttı. Ayrıca,1997 yılı içinde Yunanlılar tarafından, Batı Trakyada Türklere yapılan lıaksızlıkları ve saldırıları anında kınadı. Dernek başkanı Özkan HÜSEYIN bu konuları anlatan çeşitli dergilerde bir çok makaleleri yayınlandı. Münihte, yeni bir ( 3.dernek ) dernek kurma aşamasında olan Batı Trakyalı kardeş1erine sahip çıktı. Onlara derneklerinde yer verdi. 29 Mayıs 1997 de Batı Trakya Türkleri El Ele birlik ve beraberlik gecesini birlikte düzenlediler. Mayıs l997 de derneğin 17. olağan genel kurulu yapıldı. Özkan HÜSEYIN başkanlığın`daki listedeki arkadaşları oybirliği ile yönetim kuruluna seçildiler. Almanya`da 25 senedir Batı Trakya Türklüğü davasına ve Türk Kültürüne hizmet eden Özkan HÜSEYIN'e Onursal Başkanlık ünvanı verildi. Bir çok üyelere de onursal üyelik ve plaket verildi.24 Temmuz 1997 tarihinde Batı Trakya Türkleri Lideri Merhum Dr.Sadık AHMET`in ölümünün ikinci yıldönümü münasebetiyle Mevlid-i Şerif okutuldu. Ayrıca, bu konu ile ilgili bir broşür hazırlanıp kamuoyu bilgisine sunuldu. 27 Eylül 1997 tarihinde Türk Kültür Gecesi düzenlendi. Gecede, Batı Trakyalı gençlerden oluşan koro ile Rumeli Türküleri söylendi. Şiirler okundu. Geceye iştirak eden muavin konsolos Ali Murat Başçeriye Batı Trakya Türklerine gösterdiği alakadan dolayı kendisine bir plaket sunuldu. Batı Trakya Türkleri Aile Birliğine ekonomik destekte bulunan işadamlarına ve dernek üyelerine de plaket verildi. Derneğin diğer sosyal ve kültürel faaliyetleri; Bilgisayarla eğitim, kütüphane araştırma merkezi yanında, ücretsiz olarak Kur`an kursu, Türk Kültürü dersleri, Yunanca dil kursu, müzik, nota öğrenimi, folklör kursları, halk ve Rumeli Türküleri korosu çalışmaları, bilgisayar ve programları kursları devam etmektedir. Dernek başkanı Özkan HÜSEYIN`le yaptığımız görüşmede şöyle ifade etmektedir. Faaliyetlerimiz 1998 yılı boyunca devam edecektir .Bu emeklerimizin boşa gitmeınesi için, hemşerilerimizi ve ilgi duyan diğer kardeşlerimizi bu faaliyetlerimize aktif olarak katılmaya çağırıyoruz dedi.Ayrıca, Batı Trakya Gerçeğinin daha geniş kitleler tarafından bilinmesi için araştırma, yazma ve yayınlama faaliyetlerinin önemine işaret ederek, Türk Kültürü ve Batı Trakya ile ilgili her türlü kaynağın ilgililerin ifadesine hazır olduğunu dile getirdi.Bu başarılı dernek; Tel/Faks: 502 42 33 Ganghofer str.3 Rgb 80339 München adresindeki iki katlı bir binada faaliyetlerini sürdürmektedir. Alt katı cami olarak ( Batı Trakya Gamii ) üst katı da diğer faaliyetler için tahsis edilmıştir.Dernek başkanı Özkan HÜSEYIN ve arkadaşları Ğestend bölgesinde ikamet eden TC vatandaları ve Balkan Türkleri ile iyi ilişkiler kurmuşlar, dürüst çalışmalar ile onların itibarını kazanmış1ar ve Batı Trakya Camii bünyesinde bütünleşmeyi başarmışlardır. Kabul etrmek gerekir ki,Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve Balkan Türkleri`nin gölgesinde kendilerini güvencede hissetmektedirler. SAYFA BASI BATI TRAKYA NERESİDİR ?BATI TRAKYA topraklarının bir kısmı Bulgaristan, bir kısmı ise Yunanistan sınırları içinde yer almaktadır. Burası, Yunanıstan`ın kuzeydoğu kesimindedir. Batı Trakya`nın doğusunda, Türk-Yunan sınırını belirleyen Merıç; batısında Mesta-Karasu nehirleri; kuzeyinde Bulgaristan; güneyinde Ege Denizi bulunmaktadır. Bu bölge, 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması ile Yunanistan`a bırakılmıştır. Batı Trakya`nın Ege Denizi`ne inen düzlük kısmına Ova, Rodop Balkanları etekleri kısmına Yaka, Yaka`nın kuzeyindeki dağlık bölgeye ise Balkan Kolu adı verilmektedir.Bulgaristan sınırı boyunca batıdan doğuya, Türkiye sınırına kadar uzanan 8 kilometre enindeki bölge Yasak Bölge durumundadır. Bu yasak bölgede on binlerce Türk yaşamaktadır. Buraya giriş ve çıkışlar özel izne tabidir. BatıTrakya, 8578 kilometrekare olup ISKEÇE, RODOP (GÜMÜLCINE), EVROS (DEDEĞAÇ), olmak üzere üç ayrı vilayetten oluşmaktadır.Nüfusu 350 bin civarındadır. Bu nüfusun içindeki Türklerin sayısı ise 150.000 cıvarındadır. Türklerin yüzde sekseni köylerde, yüzde yirmisi de şehirlerde oturmaktadır.Türk ahalinin yüzde 95`i tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Ancak yüzde beşi küçük esnaf ve sanatkardır. Tarımla uğraşan Türklerin bir kısmı da tütün üreticisidir. Bundan başka buğday, mısır, pancar, pamuk ve meyva yetiştiricisidir.1923 yılında toprak mülkiyetinin yüzde 84`ü Türklere aitti. Günümüzde ise ancak yüzde 27`si Türk Azınlığın elinde kalmıştır.1923 yılında Batı Trakya`daki Türk Azınlığı nüfusunun büyük çoğunluğu zengin ve orta hallı tüccar, çiftçi ve esnaf iken, bugün azınlık arasında bir tek zengin ve orta halli tüccar kalmamıştır. Büyük çiftçi hiç yoktur. Parmakla sayılacak kadar küçük esnaf ise Yunanistan`ın akıl almaz baskılarına gögüs gererek yaşamaya çalışmaktadırlar.Yunastan`da Batı Trakya Müslüman-TürkAzınlığına Karşı Yapılan BaskılarBatı Trakya`da 150.000 Müslüman-Türk Azınlığın çekmekte olduğu çilleyi, bu yazı içine sığdırmak mümkün değildir. Batı Trakya`da Yunan baskısı 1920`den bu yana devam etmekte olup, bu günlerde ise tahammül edilemez bir noktaya ulaşmıştır.Yunan baskılanndan sadece bir kaçını şöyle sıralayabiliriz.1-Batı Trakya`da yaşayan Türkler çoluk çocuğunu barındırmak için yeni bir ev yapmahaklarından mahrumdurlar. Içinde oturdukları evlerin tamirine bile ruhsat verilmemektedir.2-Türkler, gayrimenkülünü, evladı bile olsa hiç bir Türk`e satamazlar.3-Türklerin, tarla, ev, dükkan, taşınmaz mal (gayrimenkul) satın olması imkansız olup, tapu idaresinden son 22 seneden beri bu kondu her hangi bir muamele yapılınamaktadır. Bu günlerde ise kısmen tapu ve inşaat izni verilmeye başlanmıştır.4-Batı Trakya`da çeşitli bahanelerle istimlak edilen toprakların yüzde 99'u Türkler'e ait olup, bu kamulaştırma süreci halen devam etmektedir.5-Tarım ve ticaret için, traktör, kamyon, otomobil sürücü ehliyetleri (istisnalar haricinde) verilmemektedir.6-Cami, okul ve benzeri vakıflar için, son 30 senedir idareci seçilmesi yasaklanmıştır. Dini liderlerimiz seçimle işbaşına gelmesi gerekirken, Yunan idarecileri tarafından tayin edilerek,Polis gücüyle makama otutturulmaktadırlar. Azınlığın seçtiği müftüler bir türlü onaylanmamaktadırlar.7-Türkler, tehdit edilmekte, Batı Trakyayı terk etmeleri için baskı sürmekte ve göçe zorlanmaktadırlar.8-Batı Trakya, yüksek vergi almak için kasten Pilot (Deneme niteliği) bölge seçilmiştir. Maliye memurları (kasıtlı) kontrol maksadıyla Türk Esnafa en yüksek vergi cezasını kesmektedir. Gaye Türk'leri aç ve perişan bırakıp kaçmaya zorlamaktır.9-Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Andalaşması`na göre, Batı Trakya´da bulunan Türklerin şahıs ve aile hukuku, dinlerine, örf ve adetlerine göre yapılmasını öngördügü halde, inanç ve yaşayışlarına baskı yapılmaktadır.10-Yunan basını, devamlı olarak Batı Trakya`lı Türklere iftira edip baskı yaparak Türkler aleyhine kamuoyu oluşturmaktadır.11-Türklerden bir kere bile, yüksek tahsil öğretim kurumlarına alınmamaktadırlar.12-Türklerin seyahat hürriyetleri olmadıgı gibi, yaşadıkları yerler yasak bölge ilan edilerek, giriş ve girişler kontrol altında tutulmaktadır.13-Türk-Islam eserleri sorumsuzca imha edilmekte, mezarlıklanmız yeşil saha yapılmakta ve camilerimiz tahrip edilmektedir.14-Türkçe egitim, Yunan Yönetiminin engelleme ve zorlamaları sonucu felç olmuştur. Batı Trakya`da 244 ilkokulda okuyan 10.000 ögtenci kitapsızdır. Iki azınlık lisesi Yunan makamlarının çıkarttıkları güçlükler yüzünden kapanmak üzeredirler.Türkiye`de yüksek öğrenim gören gençelerin diplomaları Yunan makamlarınca onaylanmamakta, halen birçok doktor, eczacı ve mühendis güçlüklerle karşı karşıya bulunmakadır.15-Türklere`e ait işyerleri tahrip edilmekte ve yağmalanmaktadır. Tahrip edilen işyerlerinde yapılan zarar ziyan tespitinde Batı Trakya Türk esnafının 2.5 milyar TL. (155.717.000 Drahmi) zarara uğradığı (29.Ocak 1990) anlaşılmıştır.Daha birçok insanlık dışı baskı ve ayırımlar yapılmaktadır.Almanya`daki Batı Trakya Türk Dernekleri ve Batı Trakya Türk Federasyon`u olarak, Yunanistan`ı tüm dünya ülkeleri ve insan haklarını savunan kuruluşlara şikayet ettik. Yunan Hükümeti şikayetlerimizi daha dinlememektedir.Bunları düşmanca suçlamak, veya herhangi bir düşüncenin tesiri altında kalarak yazmış değiliz. Bu hususun doğruluğunu kabul etmek istemiyenler, Batı Trakya`ya gider, durumu bir de kendi gözleriyle görebilirler. Yapılan haksızlıklardan dolayı Batı Trakya`daki Müslüman-Türk Azınlığı zor durumdadır. Amaç ve temennimiz haksızlıkların ortadan kalkması, var olan haklanmızın gerektiği şekilde tatbik edilmesi, amacımızın gerçekleşmesi için de hür dünya insanının yardırnlarını esirgememesini arzu ediyorur.Batı Trakya Müslüman-Türk Azınlığı olarak aşağıda belirtilen hususları Yunanistan`dan talep ediyoruz:- Türk kimliginin kabul edilmesi,- Yunan Vatandaşlık Yasasını 19. Maddesine göre Türk Azınlığın vatandaşlıktan atılmasının önlenmesi,- Dini farklılık nedeniyle uygulanan baskıya son verilmesi,- Dini yöneticilerin hür olarak seçilmesi,- Gayi menkul alım ve satımında Türk Azınlığa uygulanan engellemelerin ve kısıtlamaların kaldırılması, - Türk Azınlığın mülklerinin istimlak yoluyla zorla ellerinden alınmasına son verilmesi, - Yasak bölgelerin derhal kaldırılması. Bu yasak bölgeler Müslüman-Türk Azınlığının yaşam hürriyetini sınırlamakta ve bu bölgeleri hür dünyadan ayırmaktadır, - Demokratik dengeleri deçiştirmek veya etkilemek üzere Yunanlılar`ın bölgeye zorla yereşltirilmesine son verilmesi, - Eğitimde çağdışı uygulamaların kaldırılması ve okul kitapları teminindeki yasakların kaldırılması. BEBTTAB / Araştırma ve Uygulama Merkezi Ligsalz Str.2 8339 München Tel: 089- 510 99 502 Faks: 089-502 42 33 SAYFA BASI
YUNANİSTAN NASIL ORTAYA ÇIKTI ? Münih 20.11.93 Hazırlayan Özkan HÜSEYİN Yunanlılar 400 yll boyunca Osmanlı Devleti içinde,diğer Osmanlı milletleriyle birlikte aynı kaderi paylaşmışlardır. Rusya ve Avrupa daki bazı devletler (İngiltere,Fransa Yunan Halkını Osmanlıdan ayırmak için bir çok girişimlerde bulunmuşladır.Daha sonraları Almanya ve italya açık bir şekilde destek saglamışlardır. Bu devletlerin himayesi altında birkaç yüz bin kişilik bir etnik gruptan bir millet oluşturmak için Yunan hayalciligine yakın bir "taktik" düşünülmüş ve bu ülkü işlenmiştir. Bunun adına da "Mega-li ideall denilmektedir. Megali ideal şöyle özetlenebilir:Türklerin tarihten sildiği eski Bizans imparatorluğu ve Fatihten önceki Büyük Hiristiyan Ortodoks Devletini, Karadeniz kıyıların'da Pontus ülkesini yeniden kurmak hayalinden ibarettir.İkinci Katerina Büyük Fransız inkılalbıyla alevlenen (1789) "Milliyetçilik" duygularindan etkilenerek "Grek -Projesi-"ni hazırlamıstır. Avusturya-Macaristan iparatoru ikinci Josef'e de kabul etirerek bu proje üzerinde anlaşma yapmlştı. Katerina birkaç senaryo hazırladı. Önce,Rus ordusunda Yüzbaşı olan Yorgi Papazoglunu 1791 de Yanya, Misolongi ve Moral a göndererek "Birinci Yicra Ayaklenmasını başlattı. Sonra yine Rus ordusunda subay olan Lambros Kosanisli yedi gemi ile 1787 Türk-Rus şavaşı sırasında Moratya göndermiş ve ikinci Mora Ayak lanmasını hazırlamıştir. Fakat,Yunanlılar,Rusyanın destekği ile istedikleri birinci ve ikinci Mora ayaklanmalarında bir sonuç elde edemediler. Rusya onları iki defa yarı yolda biraktığı için, kötür kayıplara ugramışlardı. Bu olaylardan ders alan Yunanlılar yabancı devletlerin yardımlarına, kendi katkılarının da gerektiğini anladılar. Işte bu düşünce Yunan Milliyetçiliğini oluşturdu. Yunanlılarlın milli emellerini, bağimsızlıklarını, Megali hedeflerini kazanmalarında şairlerin de rolü oldu. 1714 doğumlu Grek şairi Kosmos Etolios bütün adaları dolaşarak Yunan bağimsızlık fikrini yayı. Bundan daha fazla çalışan bir şair de Yunan tarihinin ünlü ismi Velestinli Rigas Fereos (1757-1790-) tur. RIGAS,1797'de Viyanalda "BAĞIMSIZ BÜYUK YUNANİSTAN" haritasını bastırmş ve dagıtmıtır. 0 bir ihtilal programı ve bir de anayasa hazırlamıştır. Rigaslin devletinin adi "HELEN CUMHURİYETİ olacak ve Osmanlı topraklarının bir kısmını içine alacaktı. Yunanistanın bağımsızlığına kavuşabilmesi için yurt dışında ve içinde birçok dernekler de kurulmuştur. 1814'te Paris te "Yunan Dilini Konuşanlar oteli" adli bir örgüt vardı. Yine 1814'de Viyana da "Kültür Derneği adlı bir Grek örgütü görüyoruz. SAYFA BASI29 Ocak 1988 - 19 98 29 OCAK 1998Batı Trakya Türklerinin bölünmez bir bütün olarak hareket ettikleri ender tarihlerden birisidir, 29 Ocak 1988. Ortak hedefe doğru, bölünmezlik şemsiyesi altında buluşarak TÜRKÜZ, TÜRKÜZ diye haykırarak bütün engellere rağmen yürüyüşe geçen halkımız EN ZOR olanı da yapabileceğini dosta düşmana ispatlamıştır. Bu TARIH in onuncu yılı Ramazan Bayramına denk gelince, Batı Trakyalı Türkler arasında adeta çifte bayram yaşandı. Bu güzel günlerin oluşumunda katkısı olanları şükranla anarken, adı Batı Trakya Türkleri ile özdeşleşen merhum Dr. Sadık AHMET`i de rahmetle anıyoruz. Unutmuyoruz. Unutturmayacağız. Azınlıkta kalıp yaşamak olgusu kolay algılanır cinsten değildir. Sesimize ilgi duyanları harekete geçirmek için hepimiz BİLİNÇLİ çalışmalıyız. Hele hele gelişmiş ülkelerle her türlü ilişki içinde olmayı beceren Yunanistan`ın, sırf bizim yüzümüzden geri bıraktırılmış bir köşesinde Batı Trakya Bölgesinde yaşam mücadelesi verilirse; Lozan Antlaşması, insan hakları, demokrasi nimetleri, azınlık hakları, yasal haklar gibi gayet normal özgürlük isteklerini gündeme getirmek pek kolay olmasa gerek. Kaleyi içerden fethedip bizi kendi kendimize adeta terbiye ettiren Yunan Devleti, Irk - Din - Dil - Birliğimizi parçalayıp; diğer bir deyişle bizleri ( Türk Pomak Çingene ) bölerek bu defteri artık dürmek arzusunda olduğunu kanıtlamıştır. Kısacası sonumuzun hazırlıklarını yapmaktadır. Bizim potansiyel enerji gücümüz bellidir. Bu enerjimizi ( Beyinsel, Fiziksel, Maddi - Manevi ) birbirimize karşı kullanmayalım. Bu kural içerde ve dışarda işlemelidir. Bir birimizle uğraşmak çok kolay ve tatlı olduğu kadar, esastan kaçışın en basit göstergesidir. Bizim için önemli olan, gücümüzü 29 Ocak 1988 lerde olduğu gibi bölünmez bir bütün olarak ortak hedefe karşı kullanmaktır. Bizi kimliğimizden dolayı istemeyen ve yok etme yolları çizenler; önce: a) Dejenere olmuş toplum yaratma amacı gütmektedir. ( Ahlaki çöküntü oluşturarak, var olan kuruluşlarımızın etkinliklerini sıfırlama noktasına getirerek, köylerimiz arasına bar, meyhane açarak Rus kadın pazarlaması yaparak, içki kumar, hırsızlık gibi yüz kızartıcı olayları teşvik ederek, kontrollü devlet terörü havası estirerek çoluk çocuk kadın yaşlı insanlarımızı tekme tokat döverek bölgeyi terke zorlamaktadır. ) b) İkinci aşamada entegre olmuş insanlar yaratma amacı gütmektedir. (Hertürlü hakkınızı artık veriyoruz, diyerek işbirlikçi sayısını çoğaltmak, öyle bir sömürü düzeni kurup, rüşvet mekanizmasını işleterek gariban ve çok uysal insanımızı canlı tavuk gibi olmaktadır. Doğabilecek tepkiyi önlemek için, büyük umutlarla seçtiklerimizi atanmışlar gibi kullanmaktadır. Yumuşama var havası yayılarak aman sesinizi yükseltmeyin, daha ne istiyorsunuz yoksa eski sisteme dönülür korkusu yaratan ve kendilerini kullandıran sahte hak arayıcılar türemektedirler. Bu aşamanın sonucu teslim olmaktır.) c) Asimile olmuş insanlar yaratmak,bizi yok etme yollarını çizenlerin orta ve uzun vade politikilarıdır. Bu gün burada Türk yok diyenler, yarınlarda haydi haydi Müslüman da yok diyecektir. Bu aşamalardan geçerken, 29 Ocak 1988 tarihinde oluşan bölünmez bütün olarak hareket etme RUHU ile kendimize yön verirsek hüsrana uğrayacak olanlar bizim insanımız bizim toplumumuz olmayacaktır. Ramazan Bayramınız ve 29 Ocak Şahlanışımız mübarek olsun. Nice nice bayramlara ve mutlu yıllara...BATI TRAKYA TÜRKLERI AILE BIRLIĞI ARAŞTIRMA MERKEZI MÜNİH Ganghofer Str. 3 Rgb. SAYFA BASI |
||||||||||||
| Türk Evi (http://www.turk-evi.de sitesinin sayfalarında çıkan resim ve yazılardan sadece ve sadece o yazıları yazan ve siteye çıkması için verenlerin kendileri mesul ve sorumludurlar. Türk Evi (turk-evi.de) kesinlikle çıkacak hiç bir mesuliyetden dolayı sorumlu tutulamaz. Bu sebepten siteyi kullanan ve ziyaret eden herkesin kanunlar çerçevesinde insan haklarına ve devletlerin anayasa ve kanunlarına saygılı olarak, demokratık kurallar içerisinde hareket ederek istek ve arzuların yazılı, belgeli veya resimli vs. dile getirmelri rica olunur. Bilsinleri oluşacak heşeyden kendileri mesıl oacaktır. Zaten kanunlar dışı fark ettiğimiz veya, bağlı olduğumuz devlet mercileri tarafından bize ilgili kanunlardan dolayı gelecek her uyarıyı ciddiye alarak gereğini teknik imkanlar çerçevesinde hemen yapacağız. Türk Evi Sitesinin dernekler için tahsisi etmiş olduğu sayfaları kullanan dernek yöneticilerininde gereken kurallara uymaları rica olunur. Derneklerin kendi adları ve imzaları altında hazırlamiş oldukları yazı ve beyanatların sorumlulukları sadece ve sadece bu derneklere dolayısı ile dernek yöneticilerine aittir. Türk Evi doğacak hiçbir sorumluluğu izerine almaz ve kabul etmez. | ||||||||||||